| Biyomedikal Mühendisliği ve Biyomedikal Cihaz Teknolojisi :: Forum :: Nanoteknoloji :: Nanoteknoloji |
|
<< Önceki konu | Sonraki Konu >> |
|
Moderatorler: Yasin Çağan, yavuznuri, Kadir
|
| Yazar | Mesaj | ||
| yavuznuri |
| ||
Site Ana Yöneticisi![]() ![]() Kayıtlı Üye #4 Kayıt Tarihi: 31 Dec 05 saat: 02:45Üniversite:: UCLA (University of California-Los Angeles) Mesaj Sayısı: 922 26 kez 25 mesajda teşekür aldı | Her Camı Kendini Temizler Hale Getirin SCF Teknoloji şirketine göre her cam kendini temizler hale getirilebilir. Şirket güneş enerjisini kullanarak toz ve kiri parçalayan cam kaplayıcıyı piyasaya süren ilk şirket oldu. Shine On cama uygulandıktan sonra 2 yıl boyunca temizleme gerektirmiyor. ShineOnu bezle ile cama uyguladıktan sonra, cam kendisine ancak üretim aşamasında verilebilecek olan kendini temizleme özelliğe sahip oluyor. ShineOn, cama kimyasal bağlarla bağlanıyor ve aşınmaya dayanıklı bir kaplama oluşturuyor. Yağmur yağdığı zaman toz direk silinmiş oluyor. Karsten Felsvang, SCF müdürü, şirketlerin bütçelerinin önemli bir kısmını cam temizlemek için ayırdığını, bu ürünün onlar için çok faydalı olduğunu söyledi. Modern bir binanın camları 2 yıl içinde ortalama 100 kez yıkanıyor, ShineOn ile bu sayı 1'e iniyor. Cam silmek için artık deterjan da kullanmaya gerek yok, son derece çevreci bir ürün. Ürün şimdilik metre başı hesaba göre deterjanlardan pahalı. Ürün iki aşamada uygulanıyor: 1- Cam önce özel bir sıvı ile tüm kirlerden arındırılıyor. 2- ShineOn'u bir kumaşla cama sürüp, kaplamayı oluşturuyorsunuz. Kaplama titanyum dioksit içeriyor ve bu madde tozu yakmak için güneş enerijisini kullanıyor. yağmur yağdığı zaman normal bir damla oluşacağına, damla yuvarlak bir hal alıp yol boyunca yanmış kiri topluyor. Eğer yağmur yağmazsa, kir su dökülerek de alınıyor. Nefesle Alınan Verem AşışıYılda 9 milyon kişi vereme yakalanmakta, bunlardan 2 milyonu ölmektedir. Harvard Üniversitesi ve bir başka kar amacı gütmeyen MEND adlı şirketle beraber geliştirilen bu yeni aerosol aşışı düşük ücretli, iğnesiz, kararlı verem tedavisini oda sıcaklığında gerçekleştirebilir. İlaç nanoparçacık teknolojisini kullanıyor ve etkisini aerosol teslimi ile gösteriyor. İlaç hayvanlara karşı testi başarı ile geçerse yöntem diğer hastalıklar için de denenecek. Testlerde kullanılan vereme karşı çok hassas olan hintdomuzu. Aerosol aşısı ile tedavi gören hintdomuzlarında akciğer ve dalakta yüzde 1'den az bir yerde hastalığın etkisi gözlendi. Normal aşı yönteminde ise hastalık kendini akciğerlerde %5, dalakta %10 oranında gösterdi. Aşının üretilme yöntemi süttozu üretimine benziyor. Sıvı haldeki aşı, bir gaz içerisinden geçiriliyor, mesela nitrojen, ve toz haline geliyor. Bu şekildeki aşıların, şimdikiler gibi soğuk bir ortamda saklanmasına gerek yoktur. Çok rahat bir şekilde aşılar her yere ulaştırılabilir. Bir de, şimdiki aşılar kullanılmadan önce suya ihtiyaç duymaktadır, bu işlem de yukarıdaki yöntemle kaldırılabilir. 2007 Marie Curie Ödülleri Sonuçları Avrupa Birliği Bilim Ödülleri 3 daldan oluşuyor: Bilim İletişimi (Science Communication), Marie Curie, Descartes Ödülü. 2005'te Descartes ödülünü Ekmel Özbay almıştı. Bu yıl Türkiye'den Marie Curie ödülünü Batu Erman aldı. Kendisini tebrik ediyoruz. Amerika'da 17 yıl kaldıktan sonra Eylül 2004'te Türkiye'ye dönen Batu Erman, Sabancı Üniversitesi'ne girmiş. Türkiye'de daha önce olmayan bağışıklık sistemi bilimi (immunoloji) laboratuvarını kurmuş. Marie Curie ödülü 2003'ten beri, belirli bir dalda seçkin tecrübeye ulaşmış bilim adamlarına veriliyor. NANO 101 - Fullerenler Fullerenler 1985'te Robert Curl, Harold Kroto ve Richard Smalley tarafından Sussex Üniversitesi ve Rice Üniversitesinde bulundu. Fullerenler bir karbon allotropu ailesidir. Richard Buckminster Fuller'a ithaf edildi. Küre yapılılara buckyball denir. Fullerenler tamamen karbon atomundan oluşur ve küre, ellipsoit (Dünya'yın şekline benzer) veya tüp şeklinde olabilir. Silindirik olanlarının ismi karbon nanotüptür. Yapısal olarak grafine benzerler; grafinler altıgen halkalara sahiptir, fullerenlerde beşgen halkalar da mevcuttur. İlk bulunan fulleren C60'tır. (60 karbondan oluşan top) Fulleren saflaştırması kimyacılar için hala büyük bir sorun ve büyük ölçüde fulleren fiyatlarını bu süreç belirliyor. 10 gr %99.9 saflıktaki C60'ın bir gramı şu an için 55$, 10 gramı 450$. (Fulleren fiyatları için tıklayın.)Diğer fulleren örnekleri: yıldırımdan sonra oluşan iste saklanan C70, C76 ve C84 molekülleri. Mart 2008'de fullerenlerin içinde ağırlıklarının %8'i kadar hidrojen depolayabilecekleri bulunmuştur. (1) Fullerenler çok reaktif yapılardır. Nanoteknoloji dalında fullerenlerin ısı direnci ve süperiletkenlik özellikleri üzerinde çok durulmaktadır. Ayrıca fullerenlerin molekül tanıma uygulamalarında da kullanılması düşünülmektedir; mesela HIV virüsü tesbiti için. C60'ın fiziksel özellikleri: Ağırlık bakımından yoğunluk: 1.72 g/cm3 Moleküler yoğunluk: 1.44 x 1021/cm3 İki karbon arası ortalama uzaklık: 1.44 Å Dış Çap: 10.18 Å Atom başı bağlanma enerjisi: 7.4 eV Kaynama noktası: 800 K'da süblimleşiyor Fullerenler bir çok çözücüde çözünürler. En yaygın olanları toluen ve karbon disülfittir. Bu sıvılarda çözüldüğü zaman saf Buckminsterfullerene mor rengi, C70 kırmızı kahverengi rengi alır. Fullerenler oda sıcaklığında bir çok çözücüde çözünebilen tek karbon allotropudur. -Bir çok araştırma fullerenlerin zehirli olmadığını ispatlamıştır. -Fulleren Kimyası adlı Kimya biliminin alt dalı vardır. Top Fulleren Çeşitleri: -Buckminsterfullerene -Bor buckyball'u Tüp Fulleren çeşitleri: -Nanotomurcuk -Nanotüp Hercules Beetle'ın Renk Değiştirmesi Dünya'daki en kuvvetli yaratık olan Hercules Beetle, renk değiştirme yeteneğine sahip. Bilim adamları bu değişimin nasıl gerçekleştiğini hala anlamış değil. New Journal of Physics dergisinde yayınlanan bir makale "akıllı malzemeler" tasarımı için bu böceğe mahsus koruyucu kabuğun yapısını incelemiş.Hercules Beetle, kuvvetliliğin yanısıra (ağırlının 850 katı kadar yükü taşıyabiliyor), dış iskeletinin havanın nemine göre renk değiştirmesi de ilgi çekici. Havada nem oranı arttıkça kabuk yeşilden siyaha dönüyor. Belçika'daki Namur Üniversitesi araştırmacıları tarama tünelleme mikroskopisi kullanarak bu değişime sebep olan yapıyı bulmaya çalışmışlar. Işık ile yapının şöyle bir ilişkisi var: Su kabuğun porlarından içeri girince, siyah boyanmayı önleyici yapıları bozuyor. Araştırmacılar deneyde kurutulmuş bir beetle kabuğu kulandılar. Beetle genelde Kolombiya, Venezüela, Peru, Ekvador, Bolivya ve Brezilya yağmur ormanlarında yaşıyor. Beetle'ın neden renk değiştirdiği ise hala bilinmiyor; kimileri koruma amaçlı diyor - geceleyin daha nemli bir hava olduğu için, siyah renkte olmak daha avantajlı - , kimileri de geceleyin ısı almak için diyor. Bu yapı taklit edilerek "akıllı malzeme" olarak nem sensörleri geliştirilebilir. Acıtmayan İğne Geliyor! Berlin'deki Capsulution Nanoscience AG şirketi, Tuebingen biyoteknoloji şirketi EMC microcollections GmbH and Charité - Universitätsmedizin Berlin ile 3 yıllık proje için ortaklık imzaladı. Amaç deriye sürülerek etkisini gösterecek aşı geliştirmek. Böyle bir yöntem sayesinde iğneden sonra görülen enflamasyonlar, alerjiler, tek iğne kullanılmamasından bulaşan hastalıklar ve en önemlisi acıdığı için iğne olmak istemeyen çocuklar tarihe karışacak. Sıfırdan Enzim Üretme Protein sentezine doğru giderken, bilim adamları sıfırdan, belli bir kimyasal reaksiyonda katalizörlük yapabilen enzim ürettiler. Bu reaksiyonların (insan yapımı kimyasalları yıkma) doğal bir katalizörleri yok. "Bu gelişme varolmayan enzimleri oluşturabilmemizin mümkün olduğunu ispatlıyor" diyor Caltech Üniversitesi kimyasal mühendislik ve biyokimya profesörü Frances Arnold. Arnold araştırmayı yapan grubun içinde değil. Arnold yeni enzimleri protein tasarımının "kutsal kasesi" olarak adlandırıyor. Protein tasarımı zor bir iş, hele istediğiniz fonksiyonda protein tasarımı çok daha zor bir iş.David Baker ve çalışma arkadaşları (Washington Üniversitesi) karbon atomları arasındaki bağları bozan bir reaksiyon üzerine yoğunlaştılar. Eğer karbon bağlarını koparan ve birleştiren enzim yapılabilirse, zararlı maddeler, ilaçlar rahatlıkla parçalanabilir, yeni tip yakıtlar geliştirilebilir.Grup öncelikle aktif cebi tasarladı. Aktif cep denen bölge reaksiyonun gerçekleştiği yer. Aktif cebin geometrisi ve kimyasal özellikleri o yüzden çok önemli. Aktif cep tasarımından sonra, bu cep yapısına sahip protein üreten algoritmalar geliştirildi. Geliştirilen her protein kimyasal reaksiyona etkisi ve maddelerle ilişkisine göre sıralandı. Bir sonraki adım seçilen proteinleri sentezlemekti. 72 tane seçilen protein için gen dizilimi oluşturuldu, daha sonra bakteriler kullanılarak proteinler üretildi. Her proteinin daha sonra karbon-karbon bağını yıkma reaksiyonundaki performansı gözlemlendi. 72 proteinden 32'si reaksiyonu hızlandırabildi. En verimlileri ise reaksiyonu 10.000 kat hızlandırdı. Grubun bir sonraki amacı kullandıkları algoritmayı iyileştirerek, varolan enzim seviyesinde üretim yapabilmek. Araştırma Science dergisinde yayınlandı. Buradan ulaşabilirsiniz. Bu araştırma protein tasarımında aslında bir ilk değil. İlk defa Steve Mayo, 2001'de enzim olmayan proteinleri enzime çevirdi. Şimdiki yöntemden fark, Mayo'nun varolan proteinleri başlangıç noktası olarak kullanmaması. Nanoresimler![]() Nanoyüzük: atomik kuvvet mikroskop ucu kullanılarak 2 boyutlu elektron gazının (2DEG) yerel anot oksitlenmesi sonucu oluşan 4 terminalli bir nanoyüzük. Yükselmiş beyaz çizgiler 2DEG'i ihtiva eden heterojen bir yapı olan GaAlAs yüzeyindeki oksitleri temsil ediyor. Bu oksit çizgilerinin yükseklikleri ortalama 15 nm ve yüzeyin içine doğru giriyor ve elektron gazının orada hendekler oluşturuyor. Yüzüğün çapı yaklaşık 1 mikron. (Dr Andreas Fuhrer, Prof. Ensslin Nanofizik GrubuETH Zürih/İsviçre) Antibiyotik peptitle tedaviden sonra insan alyuvarları:Phyllomelittin bir kurbağanın derisinden elde edilen tuhaf özelliklere sahip antibiyotik bir peptid. Antibiyotik, etkisini hücre zarını bozarak gösteriyor. Bu tür peptitlerin hücre zarına olan etkisini araştırma uzun bir süre AFM araştırmalarının kaynağı oldu. Yan taraftaki hücreler böyle bir deneyde kullanılmış. Peptid uygulandıktan sonra hücreler methanollu lamel üzerine konulup 5 dakika beklenmiş. Sarı yerler hücre zarının zarar gördüğü yerlere tekabül eddiyor. (Dr Luciano Paulino Silva, EMBRAPA Recursos Genéticos e biotecnología Brasilia/Brezilya) Kök: Polyelektrolit molekülleri (PE) polimerle ve metallerle birleşebiliyor. Nanoseviye elektroniği için güzel dizilmiş PE moleküllerini çoğaltabilmek çok önemli. Bir çalışma grubu da bu amaç için yeni bir metod geliştirirken garip yapılarla karşılaşmışlar. Bu resim PE'nin hidrofobik bir yüzeyde emilmesini gösteriyor.(Mr. Konstantin Demidenok, Leibniz-Institut fur Polymer Forshung Dresden/Almanya) Kuantum Ormanı: Si üzerinde GeSi kuantum noktaları, ortalama çap 70 nm, yükseklik 15 nm. (Mr Thorsten Dziomba.NANO 101 - Nanomalzemeler Nanomalzemeler nanoteknolojide kullanılan malzemelere verilen genel bir ad. Nanomalzeme bilimi ise malzemelerin nanoseviyede nasıl davrandıklarını incelyen bilim dalı. Nanomalzemelerin alan-hacim oranlarının yüksek olması yeni uygulamalara kapı açıyor. Örneğin mikroseviyede gözlenmeyen katalik özellik, nanoseviyede açığa çıkıyor. Kuantum etkisi olarak da biliniyor. Bu durum da biomalzemeler uygulamalarını etkiliyor. Nanoseviyeye indirilince malzemelerin fiziksel özellikleri değişiyor. Bakır: nanoseviyede saydam Platinyum: nanoseviyede katalitik, normalde inert Silikon: makroseviyede yalıtkan iken nanoseviyede iletken makroseviyede kırılgan iken nanosseviyede sünek Altın: normalde hiç reaksiyona girmez iken, nanoseviyede çok aktif bir element Nanoteknoloji malzemelerin bu alışılmadık özelliklerini kullanarak yeni aygıt ve malzeme geliştirilmesidir. Bir Sert, Bir Yumuşak Olabilen Madde![]() ![]() Case Western Üniversitesi araştırmacıları deniz hıyarlarından esinlenerek yapılmış ve hızlı bir biçimde sert ve yumuşak hal alabilen bir biopolimer ürettiler. Yeni malzeme su içeren bir çözücü varlığında yumuşuyor, sıvı uçup gidince tekrar 1000 kat sertleşiyor. Christoph Weder, makromoleküler bilim ve mühendisliği araştırmacısı ve profesörü, bu malzemenin, uzun süre beyin aktivitesini kaydedecek elektrod tasarımı için faydalı olacağını düşünüyor. Şimdi kullanılan elektrotlar metal olduğu için uzun bir süre vücutta kalınca beyine zarar veriyor. Deniz hıyarlarının vücudu tehlike olmadığı zaman yumuşak, tehlike geldiği zaman ise sert. Üretilen malzeme yumuşak haldeyken lastik, sert halde iken CD gibi oluyor. Bu malzeme kullanılarak üretilen elektrodlar beyinde ilerlerken bir sinir sıvısına rastgeldiği zaman yumuşayıp, zarar vermeyebilir. [ Düzenlendi 14 Apr 08 saat: 16:19 ] BS: Başkent University-Biomedical Engineering MS: Bilkent University-UNAM-Materials Science and Nanotechnology PhD: University of California-Los Angeles (UCLA)-Biomedical Engineering | ||
| Başa dön |
| ||
Ondan istanbulla ilgili haberler daha çok dikkat çekiyor 













